blog yazma becerisi ...yükleniyor...

Ajanda tutmakta çok iyiyim, zamanımı iyi planlar, ona uygun bir şekilde yönetir ve yaşarım.

AMA iş günlük tutmaya geldi mi, günümüz dinyasında blog yazmaya, dünyanın en tembel insanı oluveriyorum. Yaşanmış bir günün ardından ne denebilir ki? 

Aslında çok şey denebilir :) ve bayılırım blog okumaya, hele mia fiorista'nın ilk blog yazılarını okuduğumda nasıl mutlandığımı anlatamam, çok yararlı bişey, hafıza çok önemli şey! İnsanlar için de, markalar için de, kentler ve ülkeler için de... Oyüzden günlük tutmak lazım!

En son bunları düşündüğümde martın son haftasıymış. Hello Mayıs !

Günlük değil 2 aylık tutuyorum ben sanırım:) Neyse bu da bir bilgidir geçmişe ait, ilerde okuduğumda bana fikir verecek olan.

Peki bu iki ayda neler yaptık?

Çılgınca teraryum workshopu yaptık ilk aklıma gelen bu :)

Sonrasında çok güzel gelin buketleri yaptık...

Ayşegül ve Bülent'in nikahları için "la vie en rose" teması yaptık.

Bir lise arkadaşımın eşinin yeni işi için tebrik çiçeği hazırlarken, başka bir arkadaşım da kardeşinin eşinin yeni işi için tebrik çiçeği göndermek istediğinde, iki arkadaşımın kardeş olduklarını öğrendim :) Türk filmi gibiydi :)

Bahar gelmek bilmedi diye şikayetler edildi, bol bol yağmur yağdı, mis koktu.

Hayat çok zordu :)

Hastane odalarına sıvıştık, kuru çiçek aranjmanlarımızla... Amerikan hastanesinde sıvışamadık :)

Lohusa taçları da yaptık, kırmızı kırmızı...

23 nisanda miniklerle fantastik bir workshop gerçekleştirdik.

Seval'imizin nişanı için güzel bir arka plan çalışması yaptık.

Instagram